www.Bigoo.ws
www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws

Glittery texts by bigoo.ws




Free Image Hosting at www.ImageShack.us

MHP mitingi sabote edildi

MHP mitingi sabote edildi

MHP mitingini canlı yayınlayan televizyon kanallarının frekansları tahrip edildi. Bahçeli, ''Hayır bu ses kesilemeyecek. MHP konuşacak, Barzani duyacak, ABD duyacak, bu gür sesimiz heryere ulaşacak. Bu ses Türk milletinin sesidir'' dedi.

Konuşması sırasında aldığı bir nota göre mitingi canlı yayınlayan televizyon kanallarının frekanslarının tahrip edildiğini söyeleyn Bahçeli, ''Hayır bu ses kesilemeyecek. MHP konuşacak, Barzani duyacak, ABD duyacak, bu gür sesimiz heryere ulaşacak. Bu ses Türk milletinin sesidir'' dedi.

KANALLAR YAYINLAYAMADI

MHP mitinglerini genelde canlı yayınlayan Bengütürk, Ata Tv, Kanaltürk, Kanal B gibi kanallaın hiçbirisi uydu üzerinden verilen frekansların tahrip edilmesi sebebiyle Bahçeli'nin konuşmasını canlı yayınlayamadı.

BAŞBAKAN BARZANİYE SARILIYOR

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Başbakan bir taraftan mağdurları oynayıp Türk milletinin duygularını sömürmekte, diğer taraftan Demokratik Toplum Partisi (DTP) ile ortaklık hesabı yapmakta. Başbakan, suya düşen yılana sarılır hesabı, Barzani'ye sarılmakta ve kanlı terörden medet ummaktadır'' dedi.

''BAŞBAKAN, PUSULASINI ŞAŞIRDI''

Erdoğan'ın, pusulasını şaşırdığını, kafasının karışık, zihninin bulanık olduğunu ve ne konuştuğunu bilmediğini ileri süren Bahçeli, şöyle devam etti:

''Başbakan bir taraftan mağdurları oynayıp, Türk milletinin duygularını sömürmekte, diğer taraftan Demokratik Toplum Partisi (DTP) ile ortaklık hesabı yapmakta. Başbakan, suya düşen yılana sarılır hesabı, Barzani'ye sarılmakta ve kanlı terörden medet ummaktadır. Başbakan, 2 koltuk değneğiyle hesabı geciktirmeye çalışıyor. Birinci koltuk değneği, terör örgütünün meclise girmeye çalışan siyasi maşalarıdır. İkincisi ise peşmerge bozuntusu Barzani'dir. Barzani'ye muhabbet, milletine husumet içindesin. Başbakan Erdoğan suçüstü yakalanmıştır. DTP ile işbirliği zemini ararken kendisini ele vermiştir.

BARZANİ EN BÜYÜK DESTEKÇİSİ

Barzani, AKP'nin en büyük destekçisidir. Soruyorlar Barzani'ye, 'AKP'li kardeşlerim seçimi kazansın' diyor. Son dönemlerde Başbakan'ın MHP'yi hedef alan hezeyanlarının nedeni budur. MHP'yi yavru yapan başbakan önce kendine baksın. MHP kimsenin yavrusu değildir. MHP olsa olsa Türk milletinin yavrusu olur. Ama sayın başbakan unutma; ihanetin cezasız kaldığı görülmemiştir. Kaçınılmaz son çok ağır olacaktır.''

MHP'nin, Türkiye'nin ulusal çıkarlarının bekçisi ve güvencesi olduğunu ifade eden Bahçeli, Türkiye'nin kanlı bir kardeş kavgasına girmesine MHP iktidarının engel olacağını savundu.

İşte bayrak çalan iki çocuğun göz yaşartan öyküsü

İşte bayrak çalan iki çocuğun göz yaşartan öyküsü



Osmaniye’de bir okuldan çalınan bayrağın izini süren polis 2 çocukla karşılaşınca, işlem yapmayıp 2 kafadara ve okula yeni bayrak hediye etti. İlginç bayrak çalma olayı şöyle gerçekleşti:

Geçtiğimiz hafta akşam saatlerinde Fatih Mahallesi’nde bir okulun bayrak gönderinden Türk Bayrağı'nın çalındığı ihbarı üzerine polis çalışma başlattı.

Osmaniye Polisi güvenlik kamerasında yaptığı incelemedeki görüntülerden yola çıkarak bayrağı çalanların iki çocuk olduğunu belirledi. Çocukların evine giden polis, okuldan alınan bayrağın evde asılı olduğunu gördü. Okul gönderindeki bayrağın 12 yaşındaki E.G. ve 13 yaşındaki İ.G. tarafından alındığı tespit edildi.

2 çocuk, maddi durumlarının uygun olmaması ve evlerinde Türk Bayrağı bulunmaması nedeniyle okulun gönderindeki bayrağı aldıklarını ve eve astıklarını söylediler. Bunun üzerine bayrağı alan çocuklara Osmaniye Emniyet Müdürlüğü Çocuk Polisi tarafından Türk Bayrağı hediye edildi ve okulun eskiyen bayrağının yerine de yenisi verildi.

Olaydan sonra çocukları ziyaret eden Emniyet Müdür Yardımcısı Vekili Ali Murat Dağlı, 80x120 cm ebadındaki iki Türk Bayrağı'nı çocuklara hediyelerini kendi elleriyle teslim etti. Dağlı, “Bu iki küçük çocuğumuz anlamaya çalıştık, Türk Bayrağı sevgisi olan bu iki çocuğumuza birer tane Türk Bayrağı vermeyi uygun bulduk” dedi. Çocuklar, daha sonra babaları C.G.’ye teslim edildi.

Başbağlar katliamı

Başbağlar Katliamı ... UNUTMAK TÜKENMEKTİR ...





“ÖLÜM BİZE NE UZAK, BİZE NE YAKIN ÖLÜM
ÖLÜMSÜZLÜĞÜ TATTIK BİZ, BİZE NE YAPSIN ÖLÜM…”



Tarihinde suçlusu bulunmayan, asker kaçağı olmayan, 1985 yılına kadar ulaşımını hayvanlarla yapan, 1987 yılına kadar haberleşmesini yine hayvan
sırtında yapan, senenin 6 ayı kış, ama bu şartlarda

1959 yılında kendi imkanlarıyla minaresini ve camisini,1962 yılında ilkokulunu ve öğretmen lojmanını, 1987 yılında imamevini, şadırvan, gasilhane, mahalle çeşmelerini, tuvaletlerini ve kanalizasyonunu, çevre düzenlemesini tamamlamış, tüm altyapısını kendi imkanlarıyla yapmış hatta caminin kubbe kurşunlanmasını tamamlamış bir köy..

1990 genel nüfus sayımında 542 nüfusu bulunan Kemaliyenin en kalabalık köyü dolayısıyla Kemaliye'nin en kalabalık öğrencisi bulunan Devletine Bayrağına ve inançlarına bağlılığı ile bilinen, hiç kimse ile sürtüşmesini bulunmayan kendi halinde bir köy.

Devletine hiç yük olmamış hep destek olmuş, hiçbir şey istememiş, evladın babaya saygısı gibi devletini tam bir baba bilmiş, bilmeye devam eden Osmanlı geleneği ve terbiyesi ile yetişmiş insanların yaşadığı bir köy.......



Gitmesem de, görmesem de o köy benim köyüm
Kemaliye İlçesine bağlı ilçe merkezine 72 km uzaklıkta Barasor vadisinin sonunda ilçenin en uzak ve son köyü, Tunceli ili sınır noktasında bir köy karayolunun bittiği dağ yolunun başladığı bir yerde,

720 yıllık tarihi olan Osmanlıya uç beyliği yapmış tarihsel süreç içerisinde devletine bağlılığın en güzel örneklerini vermiş vermeye devam eden Anadolu’nun isyan eden gruplarına karşı Devletin bekasını düşünmüş Ay yıldızlı Bayrağını her dönemde dalgalandırmış, Çanakkale'de de 30'un üzerinde şehit vermiş bir köy.

Gitmesem de, görmesem de, o köy benim köyüm: BAŞBAĞLAR.
Yıl 1993. Anlatması zor, anlatması çok güç. Tam on dört yıl önce 5 Temmuz akşamı saat 20.30. Başbağlar’da her zamanki gibi bir akşam. Köy sakinleri gündelik işlerini tamamlayıp evlerine çekilmişler..

Adil Hoca ise abdestini almış huşu içinde, elinde mikrofon Ezan okumaya henüz başlıyor. O sırada ardında beliren silahlı gölgelerden haberdar değil. Eşkiyalar yaka paça alıyorlar “bırakın ezanı bitireyim” yakarışlarına aldırış etmeden. Ve namaz için toplanan köylüleri de camiden dışarı çıkarıyorlar.

Bir tuhaflık var. Gelen eşkiyalar köyü çok iyi tanıyor. Planlı, programlı bir baskın bu. İsim isim çağırıyorlar köydekileri ve neden sonra dağılıp, ev ev gezerek köyde kim var, kim yok herkesi topluyorlar. Yaşlı, genç, çocuk, kadın…

KATLİAMI YAŞAYANLAR ANLATIYOR
Köyün kadınlarından F.P: "Militanlar, kapının önünden ismen çağırıyorlardı köyün insanlarını. Selim Pato, sen gel dediler. Görümcemin oğluna, Recep sen de gel, dediler. Doğru camiye dediler.Ben içeride pencerenin önünde oturmuş dinliyordum. Birkaç militan sokaklara dizildi. A.C'yi çağırdı. Bu adam yanımızdaki ilçenin köyünde oturuyordu .

Bizde tırpan yapıyordu. Onu görünce hayrete düştüm.Daha sonradan biz kadın ve çocukları da topladılar. Derenin yanında toplandık. Başımıza bir kız, bir erkek militan koydular. Erkekleri de öbür tarafa topladılar."

Köyün erkeklerinden yaralı olarak kurtulan S.A. : "Camide namaz kılıyorduk/İkisi kadın çok sayıda militan namaz ortasında ellerinde silahlarla camiye girip namazı bozdular.Daha sonra bizi silah zoruyla dışarı çıkardılar. Daha sonra militanların lideri olan kişi telsiz görüşmesi yaptı ve ateş serbest diye bağırdı.
Otomatik silahlarla üzerimize ateş açtılar. Aramızda sağ kalanları ayrıca yakından ateş ederek öldürdüler. Ben kenarda kalmıştım.Ölü numarası yaptım. Sırtımdan iki kurşun yedim."

Masum insanların üzerine, otomatik tüfeklerle ölüm kusan, insanlıktan nasipsiz kan içiciler, muzaffer bir ordu edasıyla, geldikleri gibi ayrılıyorlar Başbağlar’dan. Ama arkalarında korkunç bir iz bırakıyorlar: Beşi diri diri yakılmış, kalanı kurşunlanmış tam otuz üç şehit. Tam otuz üç can.
Ve bir de bildiri..

Diyorlar ki; “2 Temmuz günü 40'a yakın insanımızın ölümü 60'a yakınının da yaralanmasıyla sonuçlanan olay, devletin bilinçli bir provokasyonunun ürünüdür.Ve bunun sorumlusu devlettir. Sivas’taki halkımıza karşı girişilen bu katliama da gereken cevabı verecektir.

En ağır biçimde bunun hesabını soracaktır.Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.Sivas'ta şehit düşen onlarca masum insanımızın kanı yerde kalmayacaktır. Eğer bu yönelimlerini T.C. sürdürürse en ağır şekilde bunun karşılığı verilecektir.”

Yıl 2007.
Aradan tam 14 yıl geçmiş. Bir yanda failleri yakalanmış ve en ağır şekilde cezalandırılmış Sivas Madımak olayları. Diğer yanda, suçsuz günahsız otuz üç insanın kahpe bir misillime uğruna katledildiği ve tek bir mahkumu bile olmayan BAŞBAĞLAR katliamı.

Her yıl uğruna karalar bağlanan, medyada günlerce yer bulan, ağıtlar yakılan Sivas.. Ve unutulmuşluğun hüznüyle, dün olduğu gibi bugünde yaralarını sarıp, kendi yağıyla kavrulan “Hasbinallah Ve ni’mel Vekil” diyen BAŞBAĞLAR..
İnsan düşünmeden, sormadan, sorgulamadan edemiyor.

Sivas için ağıt yakanlar, devlet televizyonunda devlete küfredenler; SİVAS’ ta katledilenler “can”dı da, BAŞBAĞLAR’ da kurşuna dizilenler “can” değil miydi?

UNUTMAK TÜKENMEKTİR düsturuyla, insanlık dışı bu katliamın 14. Yıldönümünde bayrakta al olan şehitlerimizi rahmet, minnet ve duayla anarken, TÜRK VAKARI ile dün olduğu gibi, bugünde dimdik duran BAŞBAĞLAR köyü sakinlerinin –büyük, küçük ayırmadan- ellerinden öpüyorum.
Ölümü öldürenlere selam olsun..

“ÖLÜM BİZE NE UZAK, BİZE NE YAKIN ÖLÜM
ÖLÜMSÜZLÜĞÜ TATTIK BİZ, BİZE NE YAPSIN ÖLÜM…”

webZirve.com Türkçe İçerikli Web Siteleri Blogcu
Toplist Toplist | NurTopu.CoM - Kaliteli Siteler Topluluğu Kaliteli Türkçe Siteler Rehberi